Ekim Ayı çalışmalarımızdan
Müze gezimizi bugün gerçekleştirdik. Konyamızda yan yana bulunan 3 müzemizi ziyaret etme imkanı bulduk. Öğrencilerim ilk kez gittikleri için heyecanlılardı. Çok eğlenceli ve anlamlı bir gezi oldu.
Arkeoloji Müzesi
Konya Arkeoloji Müzesi Tarihçesi‘Konya Arkeoloji Müzesi açılışı’ denildiğinde aynı bilgi kirliliği ne yazık ki birçok web sitesinde göreceğiniz şeylerdir. Çünkü kopyala yapıştır yapılmıştır. Genelde pek bir bilgi içermeyen sitelerde hep aynı şekilde başlar: ‘1901 yılında…’. Peki ama neden? Sebebi basit.
Müze-i Hümayun eserleri çok fazla olduğundan ve bazı eserlerin Anadolu’dan İstanbul’a taşınması zor olduğundan Anadolu’da bir depo yapılmasına gerek duyulmuş, II. Abdülhamid’in sadrazamı ve Konya’da daha sonra valilik yapan Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa zamanında Konya’da bir yer tahsis edilerek depoya dönüştürülmüştür. Bu depo zamanla gelecekteki adı İstanbul Arkeoloji Müzeleri olacak olan Müze-i Hümayun’un şubesi olmuştur. Yıl 1901’dir. Tam 22 yıl sonra Mustafa Kemal Atatürk 20 Mart 1923 tarihinde Konya’daki bu tarihi eser deposunu ziyaret etmiştir.
Bu ziyaret sonrasında 1927 yılında tarihi eser deposunda bulunan eserler Mevlana Müzesi envanterine geçirilmiş ve taşınmıştır. Mevlana müzesi düzenlemesi ve kayıt çalışmaları neticesinde tüm bu eserler 1953 yılında İplikçi Cami’sine taşınmış ancak Çatalhöyük kazıları ve kazılarda bulunan eserlerin önemi ve yoğunluğu sebebi ile bugünkü binası yapılarak 1962 yılında ziyarete açılmıştır.
Konya Arkeoloji Müzesi EserleriMüzenin geniş bir bahçesi olmakla birlikte, tek katlı olan müze binasında oldukça geniş yelpazede tarihi eserler bulunmaktadır. Özellikle M.Ö. 6500 yılından başlayan Neolitik Çağ eserlerinden, M.S. 1453 yılına kadar olan Bizans Dönemi eserlerine kadar geniş bir tarihi eser koleksiyonuna sahiptir.Neolitik Çağ eserleri, M.Ö. 6500 – 3500 yılları arasındaki Çatalhöyük, Süberde – Görüklük Tepe Höyüğü, Erbaba Höyüğü başta olmak üzere bölgedeki kazılardan çıkartılan eserleri kapsamaktadır. Bu tarihi eserler mızrak ve ok uçları ile çeşitli kaplardan meydana gelmektedir. Eski Tunç Çağı eserleri M.Ö. 3000 – 1950 yılları arasındaki Karahöyük ve Sızma Köyü kazılarında bulunan eserlerden derlenmiştir. Bu eserler özellikle ‘yivli pişmiş toprak’ kapları barındırır.Asur Ticaret Kolonileri Çağı da denilen Orta Tunç Çağı eserleri ise M.Ö. 1950 ile 1750 yılları arasındaki dönemlere ait buluntuları kapsamaktadır. Bu eserlerin içinde, hayvan biçimli kaplar, silindir mühürler, bronz halkalar gibi tarihi eserler bulunmaktadır. Anadolu müzeleri içinde bu dönemin buluntuları birçok müzede görülebilmektedir, bu müzelere örnek olarak Mardin Müzesi ile Malatya Müzesi verilebilir.
Demir Çağı Eserleri (M.Ö. 8yy – 6.yy) ve Klasik Dönem Eserleri (M.Ö. 480 – 430) ise Urartulardan kalma çeşitli aletler ile Frig ve Lidya kapları, çeşitli süs eşyalarından meydana gelmektedir. Helenistik Dönem (M.Ö. 330 – 30) ve Roma Dönemi (M.Ö. 30 – M.S. 395) eserleri ise gerçekten çok çeşitli tarihi materyaller barındırmaktadır. Bunlar arasında özellikle çeşitli tanrı ve tanrıçalara ait heykelcikler ve lahitler çok önemlidir. Herakles lahdi ve Poseidon heykeli görülmeye değerdir. Son olarak ise Bizans Dönemi eserleri (395 – 1453) çeşitli mozaikleri, heykelleri, ok uçları, mezar taşları, heykelcikleri ve tarihi yazıtları kapsamaktadır. Anadolu’nun tüm tarihi dönemleri eserlerini neredeyse Konya Arkeoloji Müzesi sergi salonlarında kronolojik sıra ile görmek mümkündür.

Sahip Ata Müzesi
Anadolu Selçuklu Devleti vezirlerinden Sâhib Atâ Fahreddin Ali tarafından 1277 yılında yaptırılan külliyenin mimarı Keluk b. Abdullah’tır. Külliye yerleşim planı olarak, kuzeyde câmi, câminin mihrap duvarına bitişik inşâ edilmiş içinde Fahreddin Ali, eşi ve çocuklarının kabirleri bulunan türbe, türbenin güney duvarı bitişiğinde hânkâh, hemen yol aşırı karşısında çifte hamam yer almaktadır. Câmi, kuzeyden bir portal girişine sahiptir. Portalın sağ ve solunda altlı üstlü ikişer hücre bulunmakta, alttakiler sebil vazifesi görmektedir. Giriş kapısını çevreleyen pervazın üzerinde Besmele ve Fâtiha suresi yazılıdır. Külliyenin hânkâh (dergâh) kısmı Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Sâhib Atâ Vakıf Müzesi olarak düzenlenmiş ve ziyarete açılmıştır.

Etnografya Müzesi
Kadın giysilerinden kadife, saten, atlas gibi kumaşların üzerine sim sırma, kordon tutturma ve değişik kasnak işleme tekniklerinde bindallı, elbise, şalvar-işlik-cepken, yelek ve kaftanlar; kadın süs eşyalarından gümüş ve bafun malzemeden kemer tokaları, askı, bilezik ve küpeler, tepelikler; örme ve kumaş para, saat, mühür keseleri , yün çorap ve eldivenler, kadife, keten, atlas, saten cinsi kumaşlar üzerine kasnak işleme tekniklerinden Türk işi, sim sırma, hesap işi, çin iğnesi, tel kırma, sarma gibi tekniklerde bohça, peşkir, uçkur, yastık ve yatak takımları yer almaktadır.
Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait değişik boyutlarda madenî anahtar ve kilit örnekleri, mutfak kaplarından bakır ve pirinç malzemelerden döğme tekniğinde yapılmış kazanlar, tencereler, tas, sini, lenger, ibrik ve şifa tasları, cam ve porselen kaplar; gümüş ve pirinçten şamdanlar, buhurdanlar; ahşap ve madenî malzemelerden değirmenler, kahve tavaları, dibekler, kahve kutuları, fincan ve fincan zarflarından oluşan kahve takımları sergilenmektedir. Koka, kehribar, akik, oltu taşı, sedef, fildişi gibi malzemelerden yapılmış zengin tesbih koleksiyonu ile tütün içiminde kullanılan ağızlıklar, lüleler, tabakalar ve tütün keseleri teşhir edilmektedir. Osmanlı dönemi hat sanatı örnekleri, Kur’ân-ı Kerîm ve diğer elyazmaları; hat sanatında kullanılan malzemelerden mühreler, divitler, kağıt makasları, kalemtraş ve maktalar, yazı çekmeceleri, sedef kakmalı rahleler, konsol ve aynalar bulunmaktadır.
Osmanlı dönemi ateşli silahlarından çakmaklı ve kapsüllü tabanca ve tüfekler, barutluklar, ateşsiz silahlardan kılıç, kama, hançer, yay, ok, sadak örneklerine yer verilmiştir. Teşhir salonu alt katında bulunan halı bölümünde özellikle Selçuklu Dönemi'ne ait nadir halı parçaları ile birlikte Osmanlı ve Cumhuriyet devrine ait Konya bölgesi başta olmak üzere Anadolu’nun değişik halı merkezlerinde dokunmuş örnekler yer almaktadır. Bunlar arasında Anadolu’nun en eski ahşap direkli câmilerinden Beyşehir Eşrefoğlu Câmii’nde bulunan karakteristik Selçuklu halıları, Konya Alâeddin Câmii, Selimiye Câmii ve Konya Mevlâna Dergâhı’nda bulunan halılar en önemli örneklerdendir. Konya bölgesinden Karapınar, Sille, Ladik, Küçükmuhsine, Kavak, Karaman, Derbent halıları ile Uşak, Kula, Gördes, Mucur, Bergama gibi önemli halı merkezlerinin örnekleri sergilenmektedir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder